YARGITAY KARARLARI

SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNE İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/4695

K. 2019/206

T. 21.1.2019

…sadakat yükümlüğü, evlilik sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, ihlal edilmesi durumunda yalnızca sözleşmenin taraflarının yani eşlerin birbirlerine karşı ileri sürebilecekleri nisbi hak niteliğindedir. Yani mutlak bir hak mahiyetinde olmadığı için, herkese karşı ileri sürülemez.

TAZMİNAT İSTEMİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

E. 2019/4-85

K. 2019/314

T. 19.3.2019

 Eldeki davada, soybağının reddi davası ile çocukların davacıdan olmadığı ve biyolojik babalarının davalı ….. olduğu tespit edilinceye kadarki dönemde, davacının velâyet hakkına sahip olan baba sıfatıyla çocukların bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderleri karşılamış olması hayatın olağan akışına uygundur. Davacının maddi zararını kanıtlaması ve miktarının tam olarak tespiti mümkün değilse de, yerel mahkemece ilkeler dikkate alınarak çocukların yaşı, eğitim durumu ve diğer şartlar birlikte değerlendirilip, takdir edilecek uygun bir miktar maddi tazminatın davalı …..’dan tahsiline hükmedilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/13193

K. 2019/39

T. 14.1.2019

Davacı anne ve babanın manevi tazminat istekleri açısından; toplumumuzun geleneksel yapısı, davacıların olay tarihinde on üç yaşında olan kızlarına karşı yapılan eylem rıza gerektirmeyen ve suç teşkil eden nitelikte olup mağdurun anne ve babası olan davacıların olay nedeni ile kişilik haklarının zedelendiği, ayrıca bunu kanıtlama yükümlülüğü altında da bulunmadıkları gibi davacıların aile değerlerine de saldırı niteliğindedir.

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ

E. 2018/3489

K. 2018/12923

T. 27.12.2018

 Davacılar desteğinin ticaret meslek lisesi öğrencisi olmasına ve kaza tarihinde staj yapmakta olmasına göre, desteğin mezun olduğunda mezun olduğu okulun uzmanlık alanına göre ne iş yapabileceği, iş bulma durumuna göre elde edebileceği gelirin saptanması için emsal gelir araştırması yapılması, bu tespitlerden sonra desteğin belirlenen geliri üzerinden maddi tazminat hesaplaması yaptırılması gerekirken, asgari ücret kadar gelir elde edeceği varsayımına dayanan bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.

REKABET YASAĞINA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY  11. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/12359

K. 2018/3981

T. 28.5.2018

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, rekabet yasağına dair şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından yani sırları öğrenmesinden yararlanarak işverene hissolunacak derecede zarar verebileceği hallerde geçerli olabileceği, somut olayda teknik servis elemanı olarak çalışan davalının Kanun’un koruma amacı güttüğü düzeyde bir bilgiye veya şirket know how bilgisine sahip olmadığı, davalının sahip olduğu bilgilerin ise işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimali doğurmadığı, bu sebeple sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

BOŞANMA DAVASINA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/16861

K. 2018/5575

T. 25.4.2018

Davalı erkeğin eşinden habersiz kredi çekmek suretiyle güven sarsıcı davranışta bulunduğu, mahkemece erkeğe yüklenen hakaret ve aşağılama eylemlerine yönelik tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu, yine mahkemece erkeğe yüklenen diğer kusurlu davranışların ise evlilik birliğinin devam etmiş olması nedeniyle affedildiği veya en azından hoşgörüldüğü, bu nedenle bu eylemlerin erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmış olup; davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir kusuru ispatlanamamıştır.

YARGITAY HGK

 E. 1993/2-168

K. 1993/505

T. 7.7.1993

Belirli bir kusurundan söz etmeden davalıyla yapamayacağını belirtip almaları için kayınvalidesine haber vermesi sonucu evden ayrılan eşin tüm çabalarına rağmen ortak hayata dönmeyi sağlayamaması sonucu ümitsizliğe düşerek eşyalarını almak üzere geldiğinde önceki birikimlerin etkisi altında “ne yapayım öküz gibi ailesinin gözüne bakıyor” şeklinde söylediği sözler bir kasıtı değil bir birikimin sonucu oluşan tepkiyi ifade ettiği düşünülmeden bu davranışın boşanma nedeni olarak davalıya yönelik daha ağır kusur kabulü doğru olmayacağı gibi davacının eşini istememesine tepki olarak belirtilen sözlerin en azından davacının kusuru ile eşit olacağı bu durumda dahi koşulların varlığı halinde yoksulluk nafakasının verilebileceği (MK.nun M. 144) gözden uzak tutularak yazılı gerekçelerle yoksulluk nafakası isteğinin reddi doğru bulunmamıştır..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

YILLIK İZNE KARŞI YARGITAY KARARLARI

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/14166

K. 2019/12478

T. 10.6.2019

Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/34993

K. 2019/2773

T. 5.2.2019

Yıllık izin talep eden işçiye izin verip vermeme, izin kullanacağı zamanı belirleme işverenin yönetim hakkı kapsamında olup, doğum sonrasında yasal ücretli izin hakkını kullanıp, üzerine 6 ay ücretsiz izin kullanan davacıya talep ettiği 14 günlük yıllık iznin kullandırılmamasında davalının bu konudaki yönetim hakkını kötüye kullandığı söylenemez.

AYIPLI HİZMETE İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

E. 2019/1242

K. 2019/2603

T. 3.4.2019

Havayolu şirketi adına sözleşme kurulmasına aracılık eden bir şirket olarak faaliyet gösteren acentenin uçuş iptali sebebiyle oluşan ayıplı hizmetten sorumlu tutulamayacağından Tüketici Mahkemesince verilen kararın doğru olmadığından kararın bu nedenle kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

ÖLÜM AYLIĞINA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ

E. 2018/5581

K. 2018/9762

T. 27.12.2018

 “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.

ZİYNET ALACAĞINA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2018/6760

K. 2018/15348

T. 25.12.2018

Ziynet alacağı davası boşanmanın fer’i niteliğinde olmayıp ayrı bir davadır. Yargılama giderleri haksız çıkan taraftan alınır (HMK m.326). Vekâlet ücreti de yargılama giderlerindendir (HMK m.323). Davacı kadının kabul edilen ziynet alacağı davası nedeniyle kabul edilen miktar üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davacı kadın lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiştir.

DAVAYA MÜDAHALEYE İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/730

K. 2018/8496

T. 28.12.2018

Mahkemece öncelikle davacı tarafa seçimlik hakları hatırlatılmalı, davaya yeni malike karşı devam edilmesinin istenilmesi halinde taşınmazları devralan kişi yöntemince davaya dahil edilerek tarafların iddia ve savunmaları sorulmalı, davacı yanın davalı … payı yönünden davaya devam etme hakkının olduğu göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

İŞ AKDİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

YARGTAY 9.HUKUK DAİRESİ

E. 2018/10718

K.2019/559

T.10.01.2019

Whatsapp sistemi, telefon ve internet ortamında internet vasıtası ile iletişimi gerçekleştiren bir sistemdir. Burada kişi, kişiler ile iletişime geçtiği gibi gruplar kurarak grup içiresinde iletişim gerçekleştirilmektedir. Ancak bu sistem kendi içinde korunan ve 3. kişilere kapalı bir konumdadır. Dolayısı ile işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaların etkilemediği sürece bir grup kurmaları ve burada iletişim içinde olmaları yasak değildir. İşçilerin bu kapsamda burada iletişimlerinin kişisel veri olarak da korunması esastır.

Somut uyuşmazlıkta, whatsapp konuşmaları gizlilik içeren kişisel veri niteliğinde olduğundan, salt nasıl temin edildiği anlaşılamayan bu yazışmalara dayanılarak iş aktinin feshi haksız olup, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/19636

K. 2018/2931

T. 15.2.2018

davacının büro temizliği ve çay servisi işini yapmakta iken, iş yerinde temizlik işinde çalışan erkek personel bulunmasına rağmen davacı kadın işçiye erkekler tuvaleti temizliği görevinin verilmesi, davacının bundan kaynaklanacak sıkıntılarını ve sorunları iletmesine rağmen ısrarla erkekler tuvaletinin temizlik işini yapması istendiği, davacının adaba ve ahlaka aykırı istenmeyen durumlarla karşılaşması riski bulunduğundan bu görevi kabul etmemesinin yasaya uygun ve haklı bir neden olduğu, iş yerinde temizlik işi yapan erkek personel bulunmasına rağmen ısrarla bu görevi davacıya yaptırmak istemesi ve kabul etmemesi üzerine iş akdini feshetmesinin yasaya aykırı olup fesih haksız olduğundan davanın kabulüne, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararı yerindedir.

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ

E. 2018/711

K. 2018/9657

T. 24.4.2018

…bunlardan kirli işler yaptıklarını düşündüğüm için rahatsızlık duyuyorum….” , …’nin “….Para konuları ortaya çıktıktan sonra …, …, …. (Meydancı) huzursuzluk başladı hala kendi aralarında konuşmalar yapıyorlardı…” şeklindeki beyanları ile dosya içeriğinde mevcut olan tüm bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davacının feshe konu edilen davranışları sebebiyle davacı ile davalı işveren arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, davacının işyerinde güven sarsıcı davranışlarının iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep oluşturacak nitelikte olduğu ve işverenden iş ilişkisinin devamının beklenemeyeceği, bu durumda işverence yapılan feshin geçerli sebebe dayandığı dolayısıyla işe iade şartlarının somut olayda gerçekleşmediği nazara alınmaksızın davanın, yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/35411

K. 2019/3553

T. 13.2.2019

Davalı iş yerinde çalışan evli, davacı işçinin aynı iş yerinde çalışan ve dosya içeriğinden kendisinden küçük olduğu anlaşılan bir kadın çalışanı gönderdiği SMSler ile taciz eyleminin iş yerinde çalışan kadın işçiye karşı cinsel tacizde bulunduğu açık olan davacının iş akdinin feshinin haklı nedene dayandığı anlaşıldığından, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken mahkemece yerinde ve yasal olmayan gerekçe ile kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

KAT MALİKLERİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/10485

K. 2019/1253

T. 25.2.2019

Kat Mülkiyeti Kanununun 18. maddesine göre; kat malikleri gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kurallarına uymak, özellikle birbirlerini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla karşılıklı olarak yükümlüdürler.

İLAMIN İNFAZINA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

E. 2018/4960

K. 2019/591

T. 21.1.2019

..İlamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesi, ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas-1997/776 Karar; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 Esas-2006/85 Karar; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 Esas- 2008/453 Karar sayılı ilamları).

NİŞANLANMAYA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 3.HUKUK DAİRESİ

Esas: 2016/ 22515

Karar: 2018 / 9548

Karar Tarihi: 04.10.2018

Nişanlanma, bir aile hukuku sözleşmesi olup, TMK’nın 118’inci maddesinde düzenlenmiş ve şekil şartı koyulmamıştır. Nişanın hukuken geçerli olması için belli bir rituel içinde yapılmış olması, nişanın duyurulması (ilan edilmesi) ve aile bireylerinin şahitliği çerçevesinde yapılması gerekmektedir.

AYRIMCILIK TAZMİNATINA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/1423

K. 2019/11167

T. 15.5.2019

Dosya içeriği ve mail yazışmalarına göre, davacı işçinin işyerinde olumsuzluklara neden olan bir çalışmasının bulunmadığı, aksine yaptığı çalışmaların yöneticisi tarafından takdir edildiği, davacının 04.07.2014 tarihli hastane yazısı ile hamileliğini davalı işverenliğe bildirdiği, ardından davacının yöneticisi tarafından işyeri insan kaynakları müdürlüğüne yazılan 05.07.2014 tarihli yazıda, davacıdan verim alınamadığı gerekçesiyle kendisiyle çalışmak istenmediğinin bildirildiği, bunun üzerine işverence iş sözleşmesinin 07.07.2014 tarihinde feshedildiği anlaşılmaktadır.

Dosyadaki mevcut delil durumuna göre davacının hamileliği nedeniyle ayrımcılık yapılarak iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmakta olup, ayrımcılık tazminatının koşulları oluşmuştur. Davalı işveren ise 4857 sayılı Yasanın 5. maddesinin son fıkrasına göre bir ihlalin mevcut olmadığını kanıtlayamamıştır. Mahkemece davacının çalışma süresi de dikkate alınarak, anlan yasanın 5. maddesi kapsamında ayrımcılık tazminatına hükmedilmesi gerekirken tazminat talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.

İNTİHARA YÖNLENDİRME SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ

E. 2018/2727

K. 2018/4383

T. 25.10.2018

“Dosya kapsamına göre, bir süre müştekiyle duygusal beraberlik yaşayan sanığın, ayrılmalarının akabinde müştekiye cep telefonu ile birbirine yakın zamanlarda çektiği mesajlarda hakaret içeren sözlerin yanında, “öldür kendini, aileni …/…bu utançtan kurtar, aileni utanç içinde yaşatma daha fazla, böyle her gün ağlayacaklarına ölünce bir gün ağlar sonra unuturlar, hala hayatta olman şaşırttı beni” şeklinde ifadeler kullandığının sabit olduğu, ancak aralarında bulunan husumet nedeniyle, müşteki ile sanık arasında herhangi bir manevi bağın bulunmadığı, bu nedenle müştekinin sanığın söz, telkin ve teşvikini ciddiye almadığı, herhangi bir intihar girişiminde bulunmadığının anlaşıldığı olayda suçun yasal unsurlarının oluşmadığı…”

HIRSIZLIK SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ

E. 2014/8331

K. 2015/9439

T. 4.5.2015

Mağdura ait aracın kapısı zorlanarak ve direksiyon altı muhafaza kısmının kırılması ve düz kontakla çalıştırılması suretiyle gerçekleştirilen eylemin, hırsızlık suçunun konusu olan araç ile mala zarar verme suçunun konusunun ve korunan hukuki yararın aynı olması nedeniyle, ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilmelidir.

KİŞİLERİN HUZUR VE SÜKÛNUNU BOZMA SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ

E. 2014/11220

K. 2015/436

T. 21.1.2015

Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında katılana ait telefona 14.10.2008 ila 16.10.2008 tarihleri arasında birden fazla kez “Seni seviyorum” yazılı mesajlar göndermesi karşısında, eyleminin zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan hüküm kurulması, kanuna aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.

YARGITAY CGK

E. 2014/4-821

K. 2018/45

T. 13.2.2018

Sanık ile katılan arasında gerçekleşen telefon görüşmelerinin sayısı ve süresi, iletişimin tespiti kayıtlarına göre katılanın da sanığa ait telefon numarasını bir kez araması ve bu numaraya iki kez kısa mesaj göndermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, huzur ve sükûnunu bozma kastı ile katılanı ısrarla aradığına dair delil bulunmadığı cihetle kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun unsurlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir.

CİNSEL SUÇLARA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ

E. 2013/8034

K. 2013/9723

T. 26.9.2013

Mahkemenin kabulüne göre mağdureye yönelik fiziki bir temas olmaksızın kendi cep telefonundan mağdurenin kullandığı cep telefonuna ay çok tatlı alo deyişin var, tanışmak ister misin şeklinde cinsel amaçlı mesaj gönderen sanığın eylemi 5237 Sayılı T.C.K.nın 105. maddesine uyan cinsel taciz suçunu oluşturduğu….

YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ

E. 2013/7040

K. 2015/7099

T. 11.6.2015

Sanığın olay günü bir süre takip ettiği on dört yaşı içerisindeki mağdureye ara sokakta cinsel organını göstermekten ibaret eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz ve bu eylemi aleni olarak gerçekleştirmesi nedeniyle, aynı Kanunun 225. maddesinde öngörülen hayasızca hareketlerde bulunma suçlarını oluşturduğu, tek eylemle birden fazla suçun oluşmasına yol açması nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 44. maddesi uyarınca fikri içtima kuralları gereğince bu suçlara ilişkin en ağır cezayı öngören TCK’nın 105. maddesinin uygulanması gerektiği, ancak mağdurenin annesi müşteki Ayfer’in 23.06.2011 tarihli duruşmada sanıktan şikâyetçi olmadığını belirttiği anlaşıldığından, şikâyet yokluğu sebebiyle cinsel taciz suçundan düşme kararı verilip kovuşturulması müştekinin şikâyetine bağlı olmayan hayasızca hareketlerde bulunma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek basit cinsel saldırı suçundan düşme kararı verilmesi, kanuna aykırı…

TEHDİT SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

E. 2014/34547

K. 2018/21427

T. 10.12.2018

Sanık ile katılan arasında önceye dayalı herhangi bir anlaşmazlık olmaması; sanığın alkollü vaziyette ve konuşamayacak durumda olduğu, herhangi bir tehdit sözü sarf etmediği, üzerinde bulunan gömleğinin altındaki kuru sıkı tabancayı alıp katılana göstermediği, sadece konuşurken gömleğinin altından görüldüğünün anlaşılması karşısında, tehdit suçunun unsurlarının ne şekilde oluştuğu, bu hususlar dikkate alınarak eylemin ne şekilde gerçekleştiği açıklanmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA.. karar verilmiştir.

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

E. 2006/8921

K. 2008/1245

T. 6.2.2008

Sanığın yakınana yönelik “bu apartmanı sana dar edeceğim, sana burayı mezar edeceğim” sözlerinin, objektif olarak ciddi endişe ve korku yaratmaya elverişli nitelikte bulunduğu ve bu nedenle suçun oluştuğu gözetilmelidir.

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

E. 2014/33569

 K. 2018/122

T. 8.1.2018

…diğer mesajda geçen “Ben karakoldayım rahatladın mı şerefsiz, elbet bu cezam bitecek” şeklindeki sözlerin ise sair tehdit suçunu oluşturabileceği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile TCK’nın 106/1-1. ve 43. maddelerinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

E. 2015/6943

K. 2018/7192

T. 22.11.2018

Sanık …’nin katılanlara “Boşaltın dükkanı, arabaları, dağ evini, dükkanın anahtarlarını bana vereceksiniz, biz memleket çocuğuyuz, beni herkes tanır, kimse dokunamaz, beni silah çekmeye zorlamayın, sonrası sizin için iyi olmaz, çocuklarınız var, ayrıca bende yatacak it çok, daha önce bir acı yaşadınız aynısını yaşamanın manası yok” şeklinde sözlerle müştekileri tehdit ettiği, sanık …’in de olayların başından, sonuna kadar babası sanık …’nin yanında bulunduğu dosya kapsamından anlaşılması karşısında; sanıkların el ve işbirliği içinde gerçekleştirdikleri eylemleri sebebiyle haklarında TCK’nin 150/1. maddesi delaletiyle aynı kanunun 106/2-(c) bendi ile hüküm kurulması gerekirken, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

ÖLDÜRME SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY CGK

E. 2014/481

K. 2016/84

T. 23.2.2016

Sanık …’ın yağma eylemi sonucu telefonu aldığı sabit olduğu ancak … yağma eylemine karıştığına dair herhangi bir delil bulunmadığı, sonrasında … üzerinde de yağma sonucunda alınmış olabileceğini düşündürecek herhangi bir bulgunun var olmadığı, Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde sanık …’ın…’dan hoşlanması ve…’nın maktule yakın ilgi göstermesi ve bu sebeple … kızması sebebiyle cinayetin işlenmiş olabileceğinin kabulü halinde bile bu durumun cinayet nedeni olabileceği ancak tek başına mahkumiyet için yeterli olmadığı, sanığın cinayet işlediğine dair somut delillerin var olması gerektiği, maktulün de ölmeden önceki ifadelerinde birden fazla kişiden bahsettiği ancak bu kişinin sanık … olduğuna dair mahkemece kesin kanaate varılamadığı… her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil gerekmekte olup mahkemece tam kanaat oluşmadıkça mahkumiyet kararı verilemeyecektir.

YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ

E. 2018/3994

K. 2018/5124

T. 4.12.2018

Sanığın maktule karşı otopside belirtilen yaraları meydana getirmesinin, canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme amacını güttüğünü tek başına ortaya koyamayacağı gibi, bu amaçla hareket ettiğine yönelik dosyada kesin kanıt bulunmadığından, sanığın çocuk yaştaki alt soyuna karşı kasten öldürme suçundan mahkûmiyeti yerine, yazılı şekilde canavarca hisle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

E. 2013/15528

K. 2014/6295

T. 13.3.2014

Sanığın sahibi olduğu saldırgan keçinin patika yolda 85 yaşındaki ölene vurduğu, ölenle boğuşmaları sonucu ölenin 20-25 m aşağıya yuvarlanarak öldüğü, sanığın, olay tarihinden önce keçinin köy halkına zarar vermesi sebebiyle uyarıldığı, sanık tarafından bağlandığı ancak, bir hafta öncesinde de bağından çözülerek tanık H. Ö.’e saldırdığı, ölenin ölü muayenesinde darbeye bağlı morlukların tespit edilmesi ve keçinin kafasından alınan kıl örnekleri üzerindeki kanın ölene ait olduğunun belirlenmesi karşısında, sanığın mahkumiyeti yerine, beraatine karar verilmesi yasaya aykırı olup BOZULMASINA karar verilmiştir.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

E. 2014/7978

K. 2014/26158

T. 22.12.2014

sanık Erdal’ın katılan ile diğer sanık arasındaki görüntüleri yakın çevresine göstermek suretiyle sanık Erdal’ın ifşa eyleminin de sübut bulduğu anlaşıldığından; sanıkların eylemlerine uyan TCK’nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sorumlu tutularak cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı…

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

E. 2014/28673

K. 2018/19018

T. 6.11.2018

Müştekinin, ilk yapılan video kaydına rıza gösterdiğini ancak daha sonra yapılan video kayıtlarına rıza göstermediğini ve bilgisi olmadığını beyan etmesi karşısında, müştekinin sanık tarafından kayda alınan videoların hangisinin rızası dışında çekildiğini tespit edememesi ve sanığın da söz konusu videoları müştekinin bilgisi ve rızası dâhilinde çektiğini savunması karşısında sanığın savunmasının aksine üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarını işlediğine dair katılanın soyut iddiası dışında yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı….

MALA ZARAR VERME SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

E. 2013/15350

K. 2015/29744

T. 25.5.2015

Sanığın hangi zaman diliminde ve ne şekilde mağdur ..’ın konutuna ya da eklentisine girdiği veya girmeye teşebbüs ettiği mağdura açıklattırılmadan, kolluk tarafından düzenlenen 22/04/2009 tarihli basit krokiye göre bahçe duvarının kenarında bebek arabası ve kabule göre de mağdur ..’a ait tekstil malzemelerini yakma eyleminin ise ne şekilde kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda yangın çıkartma niteliğinde olduğu açıklanmadan, mala zarar verme suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle mahkumiyet kararları verilmesi, Kanuna aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce kısmen yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA karar verilmiştir.

HAKARET SUÇUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ

Esas: 2014/ 8114

Karar: 2017 / 3274

Karar Tarihi: 13.06.2017

Mağdurenin, hükümlerden sonra verdiği dilekçe ile şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığından, takibi şikayete bağlı basit cinsel saldırı ve hakaret suçları yönünden sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususu sorulduktan sonra gereğinin takdir ve tayini gerekir.

YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ

Esas: 2014/ 6875

Karar: 2016 / 7279

Karar Tarihi: 24.10.2016

Hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olması ve kovuşturma evresinde şikayetçi olduklarını bildiren müştekilerin mahkemece kurulan mahkumiyet hükmünden sonra dosyaya sundukları dilekçeleri ile mevcut şikayetlerinden vazgeçtiklerini beyan etmeleri karşısında, sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği de sorularak neticesine göre hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekir.

YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ

E. 2015/997

K. 2015/580

T. 27.4.2015

Sanığın, katılana yönelik “senin yerin burası değil, dağda yaşaman lazım, çingene gibisiniz, gecekonduda yaşamışsınız” şeklindeki ifadelerinde geçen “Çingene” sözü, Türk Dil Kurumunun Güncel Sözlüğünde “Hindistan’dan çıktıkları söylenen, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan bir topluluk” olarak tarif edilmiş olup, sanığın “çingene” ifadesi ile halen ülkemizde kendilerini “roman” olarak nitelendiren ve Avrupa’dan Türkiye’ye göçetmiş vatandaşlarımızı kast etmesi karşısında; bu sözlerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı ….

YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ

E. 2016/10761

K. 2018/7567

T. 16.5.2018

Sanığın başka bir suçtan yargılandığı davada, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle duruşma salonundan çıkartıldığı esnada mahkeme heyetine hitaben “beni nereye atıyorsunuz lan” şeklinde, kaba ifade niteliğindeki sözlerin, mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı….

Paylaş

Share on twitter
Share on facebook
Share on google
Share on linkedin