Aile Hukuku

Sıkça Sorulan Sorular

Evet. Nişanı bozan kişinin haklı sebebi yoksa veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulursa kusuru olan taraf, karşı tarafa harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında maddi tazminat vermekle yükümlüdür. Kanuna göre Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

 

Evet. Medeni Kanuna göre Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.

 

Evet. Nişanlanmanın evlilik dışında bir sebeple sona ermesi halinde alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir.

TMK’ya göre nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

 

Anlaşmalı boşanma boşanmak isteyen eşlerin boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve velayet konusunda anlaşmaları ile gerçekleşir. Bunun için eşlerin en az 1 yıl boyunca evli olmaları ve tüm hususlarda anlaşmış olmaları gerekmektedir.

Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisi davaya devam edebilir ve diğer eşin kusurunu ispatlayabilir.

 

 

Boşanan kadın evlenmeden önceki soyadını kullanır. Ancak kadın evlenmeden önce dul idiyse bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir.

Boşanma davasını açmaya hakkı olan eş boşanma yerine ayrılık kararı verilmesini talep edebilir. Ayrılık isteyen eş için hakim boşanma kararı vermez.

 

Zina yapan eşi affeden tarafın dava açma hakkı düşer. Zina nedeniyle açılacak boşanma davası 6 ay ve 5 yıllık süreler öngörülmüştür.

 

Eş mahkeme tarafından hükmedilmiş nafakayı ödemiyorsa bu durumda icra takibi başlatılmalı, ödeme emri gönderilmesi ve haciz işlemlerine başlanmalıdır. Nafaka için yapılacak tek bir icra takibi daha sonra doğacak nafakalar içinde geçerli olacağından, yeniden takip başlatmak gerekmeyecektir.

 

 

Hiç kimse ekonomik sebeplerden dolayı özgürlüğünden mahrum bırakılamazdır. Fakat nafaka borcu bu kural kapsamında değildir. Nafaka borçları ödenmediği takdirde nafaka alacağı ödenmeyen eş tarafından şikayet hakkı vardır. Bu şikayet neticesinde mahkeme ödenmeyen her nafaka alacağı için ayrı ayrı cezaya hükmedecektir.

 

 

Nafaka davalarında mahkemeler sabit bir nafakaya hükmettiği takdirde enflasyon, kişilerin gelir durumunun veya ihtiyaçlarının değişmesi gibi durumlarda nafaka miktarı günün koşullarına göre çok küçük veya yüksek rakamlarda kalmaktadır. Bu durumda açılacak dava ile hakim nafakayı günün koşullarına göre yeniden değerlendirip bir karar verecektir.

 
 

Aile konutu olan ev diğer eşin açık rızası bulunmadıkça tek taraflı olarak feshedilemez. Aile konutu olan ev diğer eşin açık rızası yoksa devredilemez ve aile konutu üzerindeki haklar sınırlanamaz.

 
 

Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır. Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.

 

 

Mal rejimine ilişkin sözleşmeyi taraflar evlenmeden önce ya da evlendikten sonra yapabilir.

 

 

Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Mal paylaşımında en önemli konu; tarafların malları ne zaman, nasıl elde ettiği ve ne zaman evlendikleridir. Bu konu oldukça detaylıdır. Malların, evlilikten önce alınıp alınmadığı; miras kalıp kalmadığı; bağış olup olmadığı; evlenmeden önce alınan, miras kalan, bağış yapılan veya 2002 tarihinden önce alınan bir malın satışı ile alınıp; alınmadığı, taraflar arasında noterden yapılan bir sözleşme olup; olmadığı gibi tüm detaylar önem arz eder.

 
 

Eşlerden biri öldüyse ya da taraflar kendi aralarında başka bir mal rejimine geçtilerse mal rejimi sona erer. Bunların dışında evlilik iptal edildiyse, boşanma gerçekleştiyse ya da mal ayrılığına geçildiyse de mal rejimi sona erer.

 
 

Velayet düzenlenirken çocuğun yararı, her şeyin üstünde tutulur. Velayet konusunda çocuğun yaşı çok önemlidir. Yaşı küçük ise genellikle çocuk anneye verilir. Çünkü; çocuğun anne bakımına ihtiyacı vardır. Ama, annenin çocuğa bakamayacağı veya haysiyetsiz hayat sürdüğü kanıtlanırsa velayet babaya da verilebilir.

 

 

Kişisel ilişki kurulması, nafakasının ödenip ödenmemesine bağlı değildir. Bu kanuni bir haktır. Eş, nafakayı ödeyemese de çocukla görüşebilir.

 

 

Hayır. Boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaati zarara uğrayan kusursuz ya da az kusurlu kadın ya da erkek maddi tazminat davası açabilir. Bu nedenle kusursuz veya az kusurlu erkek de boşanma nedeniyle maddi tazminat isteyebilir. Yine boşanmaya neden olan olaylar nedeniyle kişilik hakları zarara uğrayan taraf, kusurlu olan taraftan manevi tazminat isteyebilir. Eşi tarafından aldatılan bir erkeğin durumunu buna örnek verebiliriz.

 

 

Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek kadın ya da erkek tarafın kusuru daha ağır değilse nafaka isteyebilecektir. Burada nafaka alacaklısının kusurunun daha ağır olmaması önem arz etmektedir. Ayrıca kanuna göre nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

 
 

Boşanma davası sonucunda verilen nafaka kesin hüküm niteliği taşımamaktadır. Tarafların mali durumlarının değişmesi durumlarında ya da hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda iradın azaltılmasına ya da artırılmasına karar verilebilir. Nafaka alacaklısının veya yükümlüsünün hayat standartlarındaki değişiklikler, ekonomik durumlar nedeniyle nafaka miktarının değiştirilmesi talep edilebilir.

 
 

“Haklarınızın korunması amacıyla konuyla ilgili detaylı bilgi almak için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Av. Senem YILMAZEL”